Herkesin gerçekleştirmeyi istediği bir hayali ya da iş yaşamında ulaşmayı düşündüğü bir kariyer hedefi mutlaka vardır.  Ancak, başarılı olma yolunda en önemli engelin yine kendimiz olduğunu insan yaş aldıkça daha iyi öğreniyor. Elimden ne gelir ki? Başkaları ne der? Zamanım yok ki! ancak emeklilikte yapabilirim. Kariyer hedefi için yetersizim veya bana haksızlık yapılıyor o yüzden hakkımı alamıyorum. Ya da tamam artık ben oldum, gelebileceğim yere geldim, ne kadar daha gidebilirim ki? şeklinde veya daha fazlasını sayabileceğimiz bir sürü mazeret, kendi iç dünyamızda ürettiğimiz ve bizi kısıtlayan engellerdir, bizi gideceğimiz hedeften saptırır, en ufak bir başarısızlıkta pes etmemize neden olur. Bu engeller ve kısıtlamalar ile bir kozanın içine kendi kendimizi hapsederiz. Bu kozanın içinden çıkmanın yolu ise iç sesimize kulak vererek öncelikle kendinizi tanımak, güçlü yönlerinizi ortaya çıkarmak, beklemeden hemen harekete geçmektir. İç sesiniz sizi hayallerinize götürecek başarı hikayenizi yazmanızı sağlayacak, “hayatımın anlamı” diyeceğiniz bir uğraşa yönlendirecektir. Bugün size çok uzak olarak gözüken bir hedef, siz gerekli çaba ve çalışmayı özveriyle gerçekleştirdiğinizde bir de bakmışsınız ki gerçekleşivermiş.

Öncelikle kendimize inanmalıyız. Bir sonraki aşamada yaptığımız işe odaklanmalı, pes etmeden çalışmalıyız. Bu süreçte yapıcı olmayan eleştirilere kulak asmamalı, yapıcı her türlü eleştiriyi ise büyük bir dikkat ve titizlikle çalışmalarımızda kullanmalıyız. Belirlediğimiz hedefe, kendimize olan inancımız, cesaretimiz, kararlılığımız, küçük ama sürekli adımlarla yapacağımız pratik ve bu pratik ile kazanacağımız uzmanlaşma sonucunda, hatalarımızdan da ders alarak, hataları bir sonraki adıma ulaşmak için basamak gibi kullanarak kolayca ulaşabiliriz.

Değerli bir dostumdan ilk duyduğumda ilgimi çeken ve üzerinde düşünmeme neden olan “10 bin saat kuralını” biliyor muydunuz? Bu kural Malcolm Gladwll’in ilk olarak 2008 yılında basılan “Outliers” adlı kitabında başarıyı getirdiğini öne sürdüğü etkenlerden biridir. Temel olarak bu kural; bir konuda uzmanlaşmak için en az 10 bin saat üzerinde çalışması gerektiğini söylemektedir. Eğer bir alanda başarıyı yakalamak istiyorsan çalışmalısın. Bu çalışma toplamda 10 bin saat olmalı. Düzenli yapılan tekrarlı çalışmalar, bir gün belki de dünya çapında istediğimiz alanda başarılı bir kişi olarak tanınmamızı sağlayacaktır. Aslında hepimizin bildiği gibi başarı bu şekilde formüle edilmesi mümkün olmayan çok farklı değişkenlere bağlı olarak ortaya çıkan bir durum.  Ancak tekrar tekrar yılmadan yapacağımız pratik ve tecrübe amaçladığımız hedefe ulaşmada etki alanımızda olan en önemli unsurdur.

Rutin hayatımızı sürdürürken konfor alanımızı bozmak istemeyiz; bu nedenle hedeflerimiz için kendimizi kısıtlar, engelleri ortadan kaldırmak için çaba sarf etmeyiz. Ancak radikal bir gelişme bizi bazen bu kısır döngüden çıkarabilir; ne zamanki düzenimiz bozulur, olumsuz olaylar gelişir, başka bir seçeneğimiz kalmaz, işte o anda artık kaybedecek bir şeyimiz olmadığını düşünür ve harekete geçmeye karar veririz. Dünya çapında ün yapmış sporcu, bilim adamı, girişimci, sanatçıların hayat hikayelerini okuduğumuzda her şeyin bittiğini düşündükleri anda, yaşadıkları olumsuz bir olay sonrası aldıkları bir karar ile yaşam felsefelerini değiştirmeleri sonucu başarıya ulaştıklarını görürüz. Bu yeni durum bizi cesaretli bir karar almaya ve yeni bir rotaya doğru iter. Aslında burada insan içine düşülen zor anda korkuları ortadan kalktığı için kendi koyduğu engellerden sıyrılmakta ve özüne dönmektedir. İdeal olan bu zor anlara düşmeden özümüzü keşfetmek ve harekete geçebilmektir.

Zaman en değerli hazinemizdir ve eğer bu hazineyi doğru kullanabilirsek bize muhteşem dünyaların kapılarını açabilir, yeter ki onu doğru kullanmayı bilelim. Gelecek için  hayaller kurmalı, kurduğumuz bu hayallere ulaşmak için planlamalar yapmalıyız. Yaşadığımız her günün mutlaka bir gün önceki günden farklı olması için çaba göstermeli, kurduğumuz hayallerimize giden yolda planlarımızı ertelemeden hayata geçirmeliyiz. Zamanımızı çok cimri davranarak hedeflediğimiz amaca ulaşmak için zamanı verimli harcamanın yollarını aramalıyız.

Kaynağını bilmediğim yine bir dostumdan duyduğum eski bir hikayeye göre, bir zamanlar çinli bir ressam varmış; resmini yapmak istediği şeylerle uzun zaman geçirir, onunla geceyi gündüzü birlikte yaşar, her açıdan gözlem yapar, bütün duygu ve düşüncelerini sadece anın içinde kalarak onun üzerinde yoğunlaştırırmış. Sonunda artık o şeyle bir bütün olur, bir çocuğun gözüyle ona baktığında, yani özüne döndüğünde resmini yapmaya başlarmış. Aslında yapılan bu eylem, insanın yaşanılan anda kalarak tüm önyargılarından kurtulması, karşısındaki şey hakkında etiketlemeleri kaldırması, saf ve doğal haliyle onu kabul etme sürecini ifade ediyor.

Hayatımızı sürdürürken ne kadar anda kalabiliyoruz? Geçmiş üzüntülerimizi, sorunlarımızı, negatif duyguları bugüne taşımadan; gelecek ile ilgili kaygı ve endişeleri gerçekleşme olasılığı bile olmadığı halde bugünden yaşamadan ana odaklanabilmek, ne kadar önemli ve değerlidir. Tüm benliğimizle anda olabilmek ve yaptığımız işe, birlikte olduğumuz insana ilişimimize yoğunlaşmak. Kendinizi bir an geçmişten ve gelecekten arındırdığınızda ne kadar hafifleyeceğinizi düşünün. Ne geçmiş, ne gelecek, sadece şu an ve siz. Sonuçta gelen sadelik ve görmeniz gereken yalınlık.

Yıllar önce başladığım leasing sektöründeki iş yaşamımım her anını severek ve zorluklar karşısında yılmadan çalışarak geçirmeye çalıştım. Bu periyodda her zaman üstatlarımızın tecrübe ve birikimlerinden faydalanmaya, yapıcı eleştirilerine kulak vermeye, hatalarımdan ders çıkarmaya, yaptığım işi bir sonraki seferde daha iyi yapmaya, deneyimlerimi mutlaka çevremdeki arkadaşlarıma aktarmaya gayret ederim. En önemlisi hiçbir zaman amatör ruhumu kaybetmemeye özen gösteririm. Çünkü biliyorum ki yeni bir şeyler öğrenmenin ve tecrübe etmenin sonu yoktur.  Usta çırak ilişkisi çok önemli olup, herkesin mutlaka bir ustası ve eş zamanlı birikimlerini aktaracağı bir çırağı olmalı. Bu ilişki bir geleneğin, bilginin, tecrübenin, kültürün kuşaktan kuşağa geçmesini sağlayan çok değerli bir vasıtadır.

Profesyonel iş yaşamında bazen zorluklarla mücadele etmek kolay olmayabilir. İşte bu anlarda bize destek olacak ve yeniden şarj edecek, düşünce akışımızı bir an olsun yavaşlatacak, hatta durduracak desteklere, hobilere ihtiyaç duyarız. Bazen hobiler profesyonel iş yaşamınızın da önüne geçerek sizi farkında olmadığınız bir yeteneğinizle tanıştıracak, kendinizi daha iyi tanımanızı sağlayacaktır. Benim için bu destek resim yapmak oldu. Daha önceleri hep bir bahane uydurarak yıllarca ertelediğim resim tutkuma, daha fazla beklemeden başlamam gerektiğine bir gün karar verdim ve bu yolda kendime hedefler belirledim. Yoğun bir iş temposunun ardından kendim ve resmimle baş başa kaldığımda yeniden şarj oluyor, bir sonraki iş gününe daha enerjik ve pozitif başlıyorum. Resim yapma hobim sayesinde stres altında çalışırken bile sakinliğimi koruyarak süreçleri yürütebildiğime inanıyorum.

Kendi başarı hikayemi yazmak için beni sınırlayan engelleri öncelikle kendimin kaldırması gerektiğini biliyorum. Herkesin mutlaka yazmak isteyeceği bir başarı hikayesi olduğunu düşünüyorum. O zaman haydi kaldırın engelleri!

img placeholder avatar
İsim : Engin CANTÜRK
Ünvan : Operasyonel İşlemler Müdürü
Şirket adı : Halk Finansal Kiralama A.Ş.
Yayınlanma tarihi : 16 Mart 2020