Dün doğru denenlerin bugün yanlış, dün anormal kabul edilenlerin bugün normal olduğu bir dönemden geçiyoruz.  Geçen hafta itibarıyla 100 trilyon dolarlık küresel tahvil ve bono stokunda “eksi faizle” fiyatlanan tahvillerin büyüklüğü 13 trilyon doları geçti.  Bu “tuhaf” gelişme, birçok insanın zihninde “hangi aklı evvel eksi faizli bir yatırım aracına parasını yatırır” düşüncesini oluşturduğu için haber değeri yüksek hale geldi.  Özellikle dış basında çok işleniyor.

Bir tasarruf sahibi ya da birçok tasarruf sahibinin birikimini bir havuzda yöneten bir fon yöneticisi eksi faizli tahvili ya da bonoyu neden alır? Bunun arkasında birkaç saik olabilir.

Birincisi, “kaliteye kaçıştır”. Devlet tahvili ve Hazine bonosu literatürde “risksiz” yatırım aracı olarak bilinir çünkü devlet ebed müddettir. Yükümlülüklerini yerine getirmede acze düşme ihtimali çok düşüktür. Gelecekte felaket öngören ve alternatif yatırım araçlarının fiyatlarında büyük çöküntü bekleyen kalite unsurundan dolayı eksi faizli tahvile yönelebilir. Anaparasını, cüzi miktarda sigorta poliçesi primi (eksi faiz) karşılığında sağlam kayığa bağlamayı tercih edebilir.

İkincisi, “deflasyon beklentisidir”. Deflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli düşmesidir, eksi enflasyondur. Yatırımcı, deflasyon ortamının, eksi nominal faizli tahvilin “reel getirisini” pozitife döndürebileceğini düşünüyor olabilir. Bu da anlaşılabilir ve rasyonel bir yatırım gerekçesidir.

Üçüncüsü, “zorunluluktur”. Bankalar, sigorta şirketleri ve emeklilik fonları “tahvilin faizi ne olursa olsun”, “kendi beklentileri nasıl olursa olsun” esas işlerinin bir parçası olarak tahvil almak zorundadırlar.

Dördüncüsü, “para biriminde değer artışı beklentisidir”. Yatırımcı, eksi faizle fiyatlanan tahvilin ihraç edildiği para biriminin değer kazanmasını bekliyor olabilir. Para birimindeki değer artışının da tahvilin eksi faizini fazlasıyla telafi edeceğini öngörüyordur.

Beşincisi ve en önemlisi, “faizlerin gelecekte daha da düşeceği düşüncesidir”. Tahvilin fiyatı ve faizi ters yönde hareket eder.  Faizlerin daha da düşmesini beklemek tahvillerin fiyatının yükselmesini beklemekle aynı şeydir.  Bir varlığın fiyatının yükselmesini bekleyen yatırımcı o varlığı satın alır.

100 trilyon dolarlık küresel tahvil stokunun 13 trilyon dolarlık kısmı eksi faizle fiyatlanıyor.  Burada üç beş küçük “çılgın” yatırımcıyı konuşmuyoruz. Finans piyasalarına yön veren dev fonların eksi faizli tahvillere ağırlıklı olarak “faizler daha da düşecek” beklentisiyle ya da “kaliteye kaçış” güdüsüyle hücum edişi geleceğe yönelik önemli bir ipucu vermektedir. Neşeli günler beklenmemektedir. Dikkate alınız.

Son söz: Beteri olduğunda kötüye iyi denir.

Erkin Şahinöz
İsim : Erkin Şahinöz
Ünvan : FED Araştırma Grubu Eski Direktörü ve Ekonomist
Şirket adı :
Yayınlanma tarihi : 21 Eylül 2016